Molla Zeyrek Camii "Pantokrator Bizans Kilisesi"

"Caminin kubbe ve kemerleri içinde altın sürülmüş çeşitliresimler ve tasvirler vardır ki, görenler hayran olurlar."

Evliya Çelebi

Molla Zeyrek Camii olarak bilinen Pantokrator kilisesi, Ayasofya ve Kariye kiliselerinden sonra günümüze ulaşan önemli Bizans yapılarındandır. Kilisenin inşa tarihi 12. yüzyıla uzanır. Bizans imparatoru II. İonnis Komnenos'un eşi İmparatoriçe Eirene bir kilise yaptırarak bunu evrenin hakimi olan Pantokrator "Evrenin Yaratıcısı" İsa'ya adamıştır. Manastır yapı topluluğu yoksullara yardım için yaşlılar evi, göz hastanesi ve kütüphane olarak kurulmuştur. İmparatoriçe'nin 1124'te ölümü üzerine İmparator, bu kilisenin hemen kuzeyine "Şevkatli Meryem"e adanan ikinci bir kilise yaptırmıştır. Böylece yanyan iki kilise olmuştur. Daha sonra İmparator Komnenos bu kiliseleri birleştirmeye karar vererek aralarına baş melek Aziz Mikael'e adadığı bir küçük şapel yaptırmıştır. Böylece üç kiliseden oluşan, Ayasofya'dan sonra İstanbul'un en büyük Bizans kilise yapı topluluğu ortaya çıkmıştır. İnşaat bittikten sonra eklenen son narteks, Kuzey ve Güney kiliselerini, Şapel'in önünde ortada birleştirir. Bir zamanlar manastır yapı topluluğunda yedi yüz rahibin görev yaptığı bilinmektedir.

1118-1136 yıllarında kapalı haç planında inşa edilen Pantokrator kilisesi, Mimar Nikephoros'un eseridir. Orta dönem Bizans mimari tarzında, taş ve yassı tuğla örgülüdür. Yapının üzerini beş kubbe örter. Güneydeki Pantokrator kilisesinin üç apsisi vardır. Mermer döşeme ve duvar kaplamaları orijinalliğini koruyan eşsiz güzellikte ender örneklerdendir. İmparator mezarının çevresinde Samson'un aslanla dövüşünü betimleyen mozaik görülür. Ortadaki şapel Komnenos ailesi için mezar olarak tasarlanmıştır. İki kubbeli olan küçük şapelin yan nefleri yoktur ve tek apsislidir. İç süsleme büyük ölçüde yok olmuştur. 1204 yılında İstanbul'u ele geçiren Latinler, manastıra el koyarak bir süre depo olarak kullanmışlar ve içindeki değerli kutsal eşyaları Venedik'te Saint Marco kilisesine taşımışlardır. Avrupa'ya taşınan eşyalar arasında İsa'nın gerildiği çarmıhın da olduğu rivayet edilir.

Tarihi kayanaklarda Sırbistan kralı Stefan ve iki oğlunun (1313-1320) yılları arasında bu manastıra kapatıldığı kaydedilmektedir. Ayrıca İmparator Konstantin Dragazes, kiliselerin birleştirilmesine karşı çıkan Patrik Gennadios Scholorios'u da buraya hapsetmiş; İstanbul'un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet, Gennadios'u hapisten çıkarark patrik ilan etmiştir. Fetihten sonra Fatih Sultan Mehmet manastırı, medreseye, kiliseyi de camiye dönüştürmüş, başına da ilk müderris olarak devrin bilginlerinden Molla Zeyrek Mehmet Efendi'yi getirmiştir. Bu nedenle camii ve semt Zeyrek adını Molla Zeyrek'den almıştır.

Evliya Çelebi 16. yüzyılda Mimar Sinan tarafından yapının temizlenip onarıldığını, kubbe ve kemerlerin içindeki altın sürülmüş resimlerle, kıymetli taşlardan yapılmış sütunları gördüğünü kaydeder ve şöyle anlatır:

" Hazreti Yahya'nın ruhu için yaptırılmıştır. Hıristiyanlar zamanında adına (Saint-Jean: Hazret-i Yahya) manastırı denirdi. Malta korsanları Hz. Yahya'nın cesedini ellerine geçirip onunla yükseklik ve ve zaferler kazanacakları iddiasındadırlar. Yahya Peygamber Hz. İsa'nın annesi tarafından akrabası olduğundan Konstantin'in annesi bu Zeyrek-başı camiini yaptırıp Yahya Peygamber'in ruhuna ithaf etmiştir. Dört tarafını başka başka kale duvarı ve su sarnıcı ve patriklere mahsusu odalar yaparak mamur etmiştir. Küçük ve büyük hepsi 46 kubbedir ve dikili direkleri kıymetli çeşitli taşlardandır. Düzgün bir minaresi vardır. Caminin kubbe ve kemerleri içinde altın sürülmüş çeşitli resimler ve tasvirler vardır ki, görenler hayran olurlar. Bir tepe üzerine yapılmış yüksek bir camiidir."

Ancak yapı 1756'da yaşanan Cibali yangını ile 1766 depreminden büyük zarar görmüş, bu nedenle onarılmıştır. Zamanla üç yapının ara duvarlarının yıkılması ile tek bir yapı ortaya çıkmış, sütunların yerini barok payeler almış, mihrap ve hünkar mahfili eklenmiştir. Günümüzde güney kısmı cami olarak kullanılmaktadır. Tek şerefeli bir minaresi vardır. Şapel de, Kariye Camii'nden getirilen minberin eklenmesiyle namazgah olarak düzenlenmiştir. Yapı grubu en son (1960-1966) tarihlerinde büyük ölçüde restore edilmiştir.

sonra ›
‹ önce